31/8/2009 - ATEŞTEN KIYILAR:

Yatağına uzanmış tavanı seyrediyor Uzun boylu esmer tatar, Ellerini ensesinde kavuşturmuş Gözlerinde belli belirsiz bir hüzün Zihninde geçmişin hayalleri.. Uyku ile uyanıklık arasında gidip geliyor öylece. Adını bilmesek te olur, kim olduğu çok mu önemli. Harcanmış binlercesinden belkide sadece biri. Sığınacağı bir geçmişi yada umud edeceği bir geleceği, Olmadığına inanan biri… Gelin hep beraber ziyaret edelim, Onun karanlık düşler alemini. Hani düş ile ile gerçeğin iç içe geçtiği anlar vardır, An işte o an.. Gerçek ne, düş ne belli değil. İşte aynen bu ruh halinde, bizim isimsiz adam. Uyumaktan korkuyor, ama uykuya karşıda koyamıyor, Uyku demek kabus demek, Yaşarken cehenneme bir bilet. Bir bilette biz alalım. Gelin hep beraber ziyaret edelim, Onun karanlık düşler alemini. Düşler diyarında bir yerdeyiz, ateşten bir gölün kıyısı. Siyahlara bürünmüş iri bir savaşçı Sert, nalet suratlı biri, Gür saçları rüzgarla dalgalanıyor Ağır ama kararlı adımlarla İlerliyor ateş kıyılarına doğru. Yalnız değil burada, onun gibi binlerce kayıp ruh Bekliyorlar sadece, kaderin onlara vereceğini. Ateş gölü kavurur, içine giren her kim olursa, Ölüm her iki alemde de mutlak Onun umrunda bile değil.. İyice yaklaştı şimdi ateş denizine Bir adım atsa alevlerin içinde Ama amacı bu değil, o burada birini arıyor. Göl kıyısı kalabalık binlerce kayıp ruh var burada. Ama savaşçı inatçı, kolay pes etmem diyor. Sonunda buluyor aradığını Beyazlara bürünmüş esmer bir kadın Kocaman boncuk karası gözleri hüzün dolu, Delicesine koşuyor yanına, sakın diye bağırarak. Sesi kadını duraklatıyor, dönüp arkasına bakıyor. Gözlerindeki o yaşlı hüzün, içini dağlıyor sanki Neden diyor neden geldin? Bana tekrar acı vermek için mi? Tek kelime bile etmeden koluna yapışıyor kadının, Onu gölün kenarından çekiyor. Kadın ona bağırıyor, sesi tüm kıyıyı çınlatıyor. Sen beni bıraktın, en ihtiyacım varken yoktun Özüm kurudu senin yüzünden, kalbim paralandı Varamam sana, çocuğunu doğurmam.. Her bir kelime kılıç gibi, ok gibi saplanıyor yüreğine Ne kılıç nede ok yarası bu kadar acı vermedi ona.. Hızla fırlayıp göle atmak istiyor kendini kadın Ama izin vermiyor savaşçı. Çekil yolumdan diyor kadın, çekil yoksa öldürürüm seni Soyunu lanetlerim, dölünü kuruturum. Savaşçı aldırmıyor bile, kule gibi dikiliyor göl ile onun arasında. O delici bakışlarıyla narin genç kadını süzüyor, sanki ruhunu delercesine.. Elini beline atıyor kocaman bir hançer çıkartıyor Hançerin çeliği, uğursuzcasına parlıyor gölün ateşinin ışığında Kendini mi öldüreceksin, yap o zaman.. Ama ardından bu hançeri kalbime saklamazsam Gök-Tengri soyumu lanetlesin, Soyumun erkeklerin dölü tutmaz , Kadınları ise doğuramaz olsun. Bana ne demiştin bir zaman önce İyice dellendiğim bir dönemde, yap o dediğini öldürmezsem bende kendimi. Masum birini de götüreceksin kendinle beraber diye.. İşte şimdi bende diyorumki, yap bu deliliği Bende saplamazsam bu soğuk hançeri Kalbimin taa köküne.. Yap diye bağırdı, bağırmadı kükredi, dayadı kalbine hançeri Kadın ona arkasını döndü, belli ki göstermek istemiyordu ağladığını.. Adam hançeri beline soktu, kadının yanına gitti Omzuna dokundu, onu kendine bakmaya zorladı. İçi paralandı onun yüzündeki acıyı görünce, Tutamadı kendini o da başladı ağlamaya. Bağrına bastı onu sanki tüm evrenden korumak istercesine… Gözünü açtığında tekrar odasındaydı. Yatağında bir başına. Eliyle yüzünü sildi, Yanağındaki gözyaşları onu bile şaşırtmıştı. O ağlayabiliyordu demek?? Kalktı yavaşça yatağından, uyandırmak istemedi anacığını. Bir o vardı zaten, birde o adı onda saklı olan.. Bir sigara yaktı, geçti balkonuna, Şafak sökmek üzre, günün en sevdiği zamanı Alacakaranlık, ne gece nede gündüz Tıpkı onun gibi.. Derken gözü takıldı karşısındaki ağaca. Bir baykuş tünemişti dala. İri kocaman tanıdık gözlerle süzüyordu onu.. DARTHVADER
|